26 Eylül 2009 Cumartesi

Hala ışınlanma işini çözememelerine çok bozuluyorum. Çünkü makinayı bir yaptıktan sonra çok bişey yakmaz gibi duruyor. Mesela füze öyle değil, hem o kadar yapıyorsun sonra onun benzini, uranyumu derken, insanın roketini garajdan çıkartası gelmiyor. Gürültüler patırtılar da cabası. Ama ışınlanma öyle değil, bızt, bi ışık bi parlaklık. Sonrası mis. En azından 2 ışınlanma makinası arasında ışınlanmaya başlasak sonuçta oda bi başlangıç. O zamanda çok sıra olur herhalde. Sonra ışın makinisti akrabalarını kayırır, onları öne alır of oda bir dert. Neyse bazen deli gönül atlayıp gitmek istiyor biryerlere. Uzaklara bilmediği yerlere. Kendime veriyorum gazı da velakin tam kalkıyorum hazırlığa başlayacakken, pasaport uzatmasıdır, vize girişimleri, vize için gerekli belgeler derken ter üzerimde kuruyor. Daha bi içerleniyorum aslına bakarsanız.

Bu siteyi buldum daha da dertlendim, dünyanın farklı yerlerinden web cam görüntüleri var canlı olarak. Gezmek güzel şey gerçekten, daha genciz gezeriz diyerek avutayım diyorum kendimi. Hatta avuttum gitti. Tekrar dertlenmeme neden olan şey ise ortalama bir ingiliz günde 300 kameraya yakalanıyormuş. Ortalama ingiliz neyse. Bu zamanda fotojenik değilsen yandın arkadaş. En mutlusu fotojenik ingilizler bu dönemde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder